Dünya Kadınlar Günü; sürdürülebilir bir dünya kadınlarla mümkün

Yazar:

Ana Sayfa » Green Times » Dünya Kadınlar Günü; sürdürülebilir bir dünya kadınlarla mümkün

Kadın tekstil çalışanlarının hak arayışı mücadelesiyle 1900’lü yılların başında tohumlarını attığı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, bu yıl 111. kez dünyanın dört bir yanında kutlanacak. Geçen yıllar boyunca elde edilen kazanımların yanı sıra bugün hala daha kadınlar iş ve sosyal hayatlarında pek çok zorlukla baş ediyor; düşük ücret, uzun çalışma saatleri, iş yerinde şiddet ve taciz gibi problemler günümüzde hala daha sürmeye devam ediyor. 2021’deki pazar geliri 1,7 trilyon doların üzerinde olan tekstil sektörü, kadın istihdam oranı en yoğun sektörler arasında yer alıyor. Küresel moda endüstrisi dünya çapında 75 milyondan fazla işçi istihdam ederken bunların yüzde 85’i kadınlardan oluşuyor. Dünya nüfusunun ise yaklaşık yarısını oluşturan kadınlar hem tekstil sektörünün hem de dünyanın sürdürülebilir dönüşümünde kilit bir noktada duruyor.

Dünden bugüne, fikirden eyleme Kadınlar Günü

Şubat 1908’de 15 bin tekstil işçisi kadının, daha iyi çalışma koşulları, daha iyi bir maaş, daha kısa çalışma süreleri ve oy hakkı için New York City’de yaptığı protesto yürüyüşü, Dünya Kadınlar Günü’nün ortaya çıkmasındaki ilk kıvılcımı ateşledi. İlk Ulusal Kadınlar Günü ise 28 Şubat 1909’da ABD’de kutlandı. 1910 yılında Danimarka, Kopenhag’da düzenlenen ikinci Uluslararası Çalışan Kadınlar Konferansı’nda, Almanya’daki Sosyal Demokrat Parti Kadın Ofisi lideri Clara Zetkin, Dünya Kadınlar Günü fikrini ortaya attı ve bu oy birliği ile kabul edildi. Bunu takiben 19 Mart 1911’de Dünya Kadınlar Günü ilk kez Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de kutlandı. Daha sonra kadınlar, 24 Şubat 1917’de, (Gregoryen takvime göre 8 Mart) Rusya, St. Petersburg’da, 1917 Rus Devrimi’nin ortaya çıkmasında da rol oynayan; gıda kıtlığını, kötü yaşam koşullarını ve I. Dünya Savaşı’nı protesto etmek için bir grev düzenleyerek Kadınlar Günü’nü kutladılar. 1921’de resmi olarak tarihi 8 Mart olarak değiştirilen Dünya Kadınlar Günü, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilk kez 1975 yılında kutlandı. Dünya Emekçi Kadınlar Günü Türkiye’de 1921 yılından bu yana kutlanıyor.

BM, Dünya Kadınlar Günü için temasını “Sürdürülebilir bir yarın için bugün toplumsal cinsiyet eşitliği” olarak belirledi

Sürdürülebilir bir yarın için bugün toplumsal cinsiyet eşitliği

Dünya Kadınlar Günü için ilk yıllık temasını 1996’da “Geçmişi Kutlamak, Geleceği Planlamak” olarak açıklayan BM, bu yılki temayı ise “Sürdürülebilir bir yarın için bugün toplumsal cinsiyet eşitliği” olarak belirledi. Dünya liderlerinin 2030’a kadar aşırı yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele ve iklim değişikliğini düzeltmek için üzerinde uzlaştığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan biri de SKA 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği. İklim krizi, mevcut cinsiyet eşitsizliklerini daha da derinleştirerek kadınların hayatlarını ve geçim kaynaklarını riske atıyor. Bu sebeple, kadınlar ve kız çocukları hem iklim krizinin en büyük etkilerini yaşıyor hem de dünya nüfusunun yaklaşık yarısını temsilen sürdürülebilir bir geleceğin inşası için kritik bir rol oynuyor. Bugün cinsiyet eşitliği olmadan sürdürülebilir ve eşit bir geleceğin ulaşılamaz olduğuna vurgu yapan BM Kadın Birimi (UN Women), 2022 Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlar tarafından kadınlar için iklim eylemi çağrısında bulunuyor. Bu yılın kampanya teması ise #BreakTheBias (önyargıyı yık).

Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı %34

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) tarafından yayınlanan 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’ndaki (Global Gender Gap Report) endekste, Türkiye 156 ülke arasında 133’üncü sırada yer alırken, ilk üçte ise sırasıyla İzlanda, Finlandiya ve Norveç bulunuyor. UNDP’nin desteğiyle Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) tarafından yapılan analiz çalışmasına göre ise, Türkiye’de kadınların %34 olan işgücüne katılımı, yüksek insani gelişme (%54) ve çok yüksek insani gelişme ülke gruplarında (%52) gözlenen ortalama orana kıyaslandığında ortalamanın oldukça altında yer alıyor. Yakın zamana ait veriler, küresel salgın nedeniyle durumun daha da kötüleştiğini, kadınların işgücüne katılımının yüzde 30’a gerilediğini gösteriyor.

 UNDP’nin standart insani gelişme endeksleri kullanılarak son 20 yılda ilerleme ve gerileme alanlarının tespit edildiği araştırmaya göre, en kaygı verici gerileme ise gelir ve eğitim alanlarında görülüyor. Kadınların ortalama geliri, 2019 yılı verilerine göre erkeklerin ortalama gelirinin yüzde 47’si düzeyinde seyrederken, bunun nedeni ise, kadınların büyük bir kısmının işgücü dışında kalması olarak belirtiliyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun görüldüğü sektörlerin başında tekstil geliyor

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun görüldüğü sektörlerin başında tekstil geliyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Ocak 2022 verilerine göre Türkiye’de dokuma, hazır giyim ve deri iş kolunda 1 milyon 313 bin 432 kayıtlı işçi bulunuyor. Bununla birlikte sektörde yüksek bir kayıt dışı istihdam da görülüyor. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinde iş gücüne katılım oranı yüzde 41 olarak belirtilen kadınlar, düşük ücret, uzun çalışma saatleri, iş sağlığı ve güvenliği ve sendikalaşma konusunda hala daha ciddi problemlerle karşı karşıya bulunuyor.

Tekstil üretiminin büyük bir kısmı ücretlerin daha düşük olduğu Asya ülkelerinde gerçekleşirken, Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre, Asyalı hazır giyim işçileri, hazır giyim imalat sektöründe dünya çapındaki istihdamın yüzde 75’ini oluşturuyor. Bölgede çalışan yaklaşık 65 milyon tekstil işçisinin 35 milyonu ise kadınlardan oluşuyor. Asia Floor Wage tarafından yayınlanan bir rapor, Covid-19 salgını sırasında altı Asya ülkesindeki hazır giyim fabrikalarında sözlü, fiziksel ve cinsel istismarı içeren Cinsiyete Dayalı Şiddet ve Tacizde (GBVH) önemli bir artış olduğunu gösteriyor. Pandemi sırasında GBVH’deki artış, doğrudan uluslararası moda markalarının kadınların savunmasızlığını güçlendiren satın alma uygulamalarıyla ilişkilendiriliyor. Bazı ülkelerde, hazır giyim işçileri haftanın altı günü, günde 10 ila 16 saat çalışarak ailelerine ve özel yaşamlarını çok az vakit ayırabildiği belirtiliyor.

Ayrımcılıkla mücadele için şeffaflık, eşit işe eşit ücret

Ayrımcılıkla mücadele için şeffaflık, eşit işe eşit ücret

Fashion Revolution’ın ‘2021 Moda Şeffaflık Endeksi’ sektörün tüm değer zincirinde hala daha şeffaf bilgi paylaşımının oldukça yetersiz olduğunu gösteriyor ve şeffaflığın, hesap verilebilirliği sağlayarak süreçlerin iyileştirilmesi yönündeki önemini vurguluyor.

Erkekler ve kadınlar için ücret arasındaki ortalama fark olarak tanımlanan cinsiyete dayalı ücret farkı konusunda, büyük markaların yalnızca %30’u cinsiyete dayalı ödeme verilerini yayınlarken, sadece %21’i, tedarikçi tesislerin her birinde çalışanların cinsiyet dağılımını açıklıyor. Bir tesisteki kadın çalışanların yüzdesini bilmek ise, kadın çalışanların ihtiyaçlarına yönelik toplumsal cinsiyete duyarlı uygulamalara olanak tanıyor.

Markaların %27’si şirketin geçim ücreti ödemeye yönelik yaklaşımını açıklarken, ancak yalnızca %4’ü yaşama ücreti konusunda zamana bağlı ve ölçülebilir bir strateji yayınlıyor. Ayrıca, markaların sadece %6’sı, tedarik zinciri çalışanları için geçimlik ücretlere ulaşma konusunda yıllık ölçülebilir ilerleme bildiriyor. Geçim ücreti, çoğunluğu kadın olan milyonlarca tekstil çalışanı için yoksulluk ödemesini sona erdirme gücüne sahip bulunuyor.

Sosyal adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim krizinin çevresel etkileriyle bağdaşık konular olarak karşımıza çıkıyor. İklim değişikliğine çok daha az sebep olmuş ülkelerin bunun etkilerine daha fazla maruz kalması ve yakın zamanda pandemi döneminde açıkça görüldüğü gibi kadın ve çocukların böyle zamanlarda çok daha dezavantajlı konumda olduğu gerçeği, sürdürülebilir bir gelecek tanımını daha geniş bir perspektifte ele almak gerektiğini gösteriyor. Kadın tekstil çalışanlarının toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik mücadelesiyle başlayan Dünya Kadınlar Günü tarihi, bugün gelinen noktada tüm canlıların eşitliğini savunan kadınların katılımlarıyla anlam kazanan bir sürdürülebilir dünya inşasına ışık tutuyor.

Yağmur Melis Şimşek
Yağmur Melis Şimşekhttps://www.textilegence.com/
Yağmur Melis Şimşek, Saint-Benoît Fransız Lisesi’nde eğitim görmüş, ardından Anadolu Üniversitesi’nde iki yıllık Fotoğrafçılık Bölümü’nü tamamlamıştır. Daha sonra lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde sürdürmüş, mezuniyetin ardından ise 2017 yılında iş hayatına atılmıştır. Pek çok farklı projede, fotoğrafçılık ve grafik tasarımcılığın yanı sıra teknoloji alanında içerik ve haber yazarlığı gibi çeşitli pozisyonlarda yer alan Şimşek, 2021 yılından bu yana Textilegence’da dış haberlerde yardımcı editör olarak görev yapmaktadır.

Okumaya devam et

İlginizi çekebilir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz