Dokuma sanatını bir kültürel bellek ve ifade biçimi olarak ele alan dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu, Londra, İstanbul, Münih ve Paris gibi dünyanın pek çok büyük şehrinde düzenlenen sergilerde yer alarak geleneksel Anadolu dokumacılığının tüm dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol oynuyor. Londra’dan gelen bir teklifle İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in portresini dokuyan Neziroğlu’nun eserleri, Londra, İstanbul, Münih, Paris, İncheon, Washington, Hawaii, New York, Kitakyushu, Şangay, Tenjin, Chonburi, Yeni Delhi, Venice, Buenos Aires, Como, Roma ve Maniago’nun arasında olduğu birçok kentte düzenlenen sergilerde yer aldı. Sanatçı, eylül ayında New York’da düzenlenecek yeni bir sergi için hazırlıklarını sürdürüyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nden mezun olan, yüksek lisans ve sanat yeterliliğini de aynı üniversitede tamamlayan Neziroğlu, tekstil alanında 29 yıldır çalışmalarını yürütmeye devam ediyor. Çukurova Üniversitesi Tekstil Bölümü’nün ilk hocalarından olan Neziroğlu, aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü’nün kurulmasında da rol aldı.
“Kilim bir dildir ve kelime kelime okunur”
AA’ya açıklamada bulunan Neziroğlu, Anadolu geleneksel kilim motif ve sembollerinin sadece şekillerden ibaret olmadığına işaret edip yüzeysel anlamlara indirgenmesini eleştirerek, “Avrupa’yı taklit etmeye çalışmak gibi kendimizi de taklit etmeye çalışıyoruz. Anlatmak için önce kendimizi anlamak gerekir. Kilim bir dildir ve kelime kelime okunur. Oradan onu dokuyan kadının duygu durumunu anlarız. Dokuma da tok sesinden gelir. Çünkü dokuma yapan her yerde tok sesleri duyarsınız” dedi.
Neziroğlu, bir dokuyucunun duygu durumunun yaptığı kilime yansıdığını belirterek, üzgünken daha sert vurulan kirkitin desenleri basık, mutlu olunduğunda ise daha hafif vuruşların desenleri daha dolgun gösterdiğine dikkat çekti.
“Kilim motifleri doğayla kurulan ilişki üzerinden anlam kazanıyor”
Geleneksel tekniklerle dokuma yapanların işlerinde modernleştirme çabasının doğru olmadığını ifade eden Fırat Neziroğlu, kilim motiflerinin doğayla kurulan ilişki üzerinden anlam kazandığını vurgulayarak, “Mesela pıtrak, dikenli bir ottur. Yolda yürürken paçaya takılır, çıkarırken insanın canını yakar. Bunu anlatabilmek için önce biz doğayı bileceğiz, taklit edeceğiz ki onu desenlendirebilelim” yorumunda bulundu.
Neziroğlu, biçime odaklanmanın kültürel derinliği geride bıraktığını ve Anadolu’da özgün formların zamanla terk edildiğine dikkati çekerek, “Bu memleket, özenerek çok iyi İtalyan takımlar yaptı ama Anadolu’nun dede cübbeleri unutuldu. Oysa bu giysilerin son derece müthiş bir formu vardır” ifadelerini kullandı.

“Sadece şekle odaklanırsak Anadolu’yu gerçekten anlamış olmayız”
Türklerin göçebe yaşamının dokuma biçimlerini de belirlediğini dile getiren Neziroğlu, tezgahların toprağa çakılarak kurulduğunu, kumaşın kesilip biçilmeye uygun olmadığını, bu nedenle geometrik desenlerin ortaya çıktığını belirterek, “Yokluktan varlık üretildi. Bugün her şey varken sadece şekle odaklanırsak Anadolu’yu gerçekten anlamış olmayız. Benim derdim o dokumaların içindeki hikâyeyi aramak” dedi.
Neziroğlu’nun geliştirdiği dokuma tekniği üniversitelerde tez konusu oldu
“İstifa” sergisinin ardından daha görünür olduğunu dile getiren Neziroğlu, “Önce İstanbul, ardından Londra, sonra da New York’tan beni buldular. Aslında ne düşünüyorsak muhakkak üretip ortaya koymak lazım. Ben İzmir’de dünyanın bir köşesinde kendi kendime kimsenin görmeyeceği işler yaparken, ortaya çıktığı için bir anda görünür oldum.” şeklinde konuştu.
Neziroğlu, dokumanın çok yavaş bir eylem olduğunu belirterek, bazı bölümleri bilinçli olarak dokumayarak kendine özgü bir dokuma stili geliştirdiğini dile getirdi. Neziroğlu tekniğin detaylarını şu şekilde paylaştı: “Genellikle dokumada renkler yatay olarak dokunur, dikey olarak sergilenir ve renklerin arasında boşluk kalmaması hedeflenir. Ben ise iki iplik arasındaki boşlukta, sanki iplik varmış gibi dokunabilen bir sistem geliştirdim. Bu sayede renkler birbirine daha iyi karışıyor ve daha gerçekçi bir görünüm ortaya çıkıyor. İzleyiciyle göz göze gelme hissi veren bu gerçekliği dokumanın içinde arıyorum.”
Hayatı ve tekniği üzerine ABD, Kanada, Kahire ve Türkiye’de toplam 6 yüksek lisans tezi yazıldığını söyleyen Neziroğlu, “Üniversitelerde bu teknik, adımla birlikte anlatılıyor ve artık bir sistem olarak yavaş yavaş oturmuş durumda” dedi.
Dokuma geleneği Türkiye’nin başka bölgelerinde de yeşeriyor
Sanatçı, Türkiye’nin yedi bölgesindeki dokumacılık yapılan köyleri ziyaret ederek, buradaki kadınlarla bilgi paylaştığını ve üretimi desteklediğini anlattı. Dokuma geleneğinin olmadığı yerlere de tezgahlar kurduklarını ve o bölgeye yeni bir kumaş tasarladığını söyleyen Fırat Neziroğlu, zamanla bu üretimlerin geleneksel bir kimlik kazanabileceğini ifade etti.
Üretilen kumaşların Türkiye ve Avrupa’da satışa sunulduğu bilgisini veren sanatçı, ABD ve İspanya’da ofisleri bulunan bir şirketin Anadolu kumaşlarını kendi markasıyla pazarlamaya başlayacağını belirterek, bunun Anadolu kadınlarının ekonomik olarak güçlenmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.
Neziroğlu, İstanbul’daki atölyesinde ücretsiz eğitimler düzenlediğini de belirterek, “Bundan sonra ilk serüven New York. New York’ta dördüncü yılım oldu ve eylül ayında burada olacak yeni bir sergi için hazırlanıyorum. Atölyemde üretim süreci devam ediyor. Türkiye’de çalışmalarımı sergilerde paylaştıktan sonra da ABD’ye göndereceğim.” dedi.