Avrupa Birliği’nin ocak ayında imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarıyla yeniden şekillenen küresel ticaret, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’da rekabet dengelerini değiştiriyor. Hindistan’ın AB ile imzaladığı anlaşma ile elde edeceği gümrük avantajı ve ortaya çıkan yeni ticaret blokları, Türkiye’nin küresel tekstil tedarik zincirindeki konumunu yeniden değerlendirmesini zorunlu kılıyor. İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, Textilegence’a yaptığı özel açıklamada, Türk tekstil sektörünün yeni dönemde pazar çeşitliliği, markalaşma ve stratejik ortaklıklar üzerinden konumlanması gerektiğini söyledi.
Küresel ticarette bölgeselleşme ve stratejik iş birliklerinin öne çıktığı yeni döneme dikkat çeken Öksüz, “Tekstil sektörünün pazar çeşitliliğini artırması, markalaşma ve inovasyona tam anlamıyla odaklanmasından başka bir çıkış yolu görünmüyor” dedi.
Yeni STA’lar rekabet dengelerini değiştiriyor
AB’nin son dönemde imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları küresel tekstil ticaretinde yeni bir rekabet zemini oluşturuyor. Avrupa Birliği ile MERCOSUR ülkeleri arasında imzalanan anlaşma ile Latin Amerika pazarı yeni bir entegrasyon sürecine girerken; yaklaşık 20 yıllık müzakerenin ardından imzalanan AB–Hindistan STA’sının 2027 yılında yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu gelişmeler, özellikle Hindistan’ın AB pazarına daha düşük maliyetle erişim sağlayacak olması nedeniyle Türkiye açısından yeni bir rekabet baskısı yaratıyor.

“Türkiye’nin de MERCOSUR ile STA imzalaması gerekiyor”
Türkiye–AB ticaret ilişkilerinin sektör açısından önemine değinen Öksüz, “2025 yılında gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 11,4 milyar dolarlık tekstil ihracatının yüzde 40’ını Avrupa Birliği’ne yaptık. Avrupa’nın en büyük ikinci tekstil tedarikçisi konumundayız ve AB’nin tekstil ithalatından yüzde 14 pay alıyoruz” dedi.
Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ı kapsayan MERCOSUR bölgesinin 270 milyonluk nüfusu ve yaklaşık 3 trilyon euroluk GSYİH’sı ile AB dışındaki en büyük altıncı ekonomi konumunda bulunduğunu vurgulayan Öksüz, Türkiye’nin yüksek gümrük vergileri nedeniyle bu pazarlarda potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirtti. Brezilya’nın yıllık 4 milyar dolarlık, Arjantin’in yaklaşık 1 milyar dolarlık tekstil ithalatına karşın Türkiye’nin bölgeye ihracatının 57 milyon dolar seviyesinde kaldığını ifade eden Öksüz, “AB–MERCOSUR STA’sının dolaylı etkileri olabilir; ancak kalıcı fayda için Türkiye’nin de MERCOSUR ile bir serbest ticaret anlaşması imzalaması gerekiyor” dedi.
Türkiye Hindistan karşısında vergisiz ihracat avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya
AB–Hindistan STA’sının yürürlüğe girmesiyle birlikte Hindistan’ın yakın zamanda tekstil ve hazır giyimde yüzde 10’un üzerindeki gümrük vergilerinden muaf olacağını hatırlatan Öksüz, “Böylelikle, Gümrük Birliği sayesinde sahip olduğumuz vergisiz ihracat avantajını Hindistan karşısında kaybetmiş olacağız” dedi.
——————–
19 milyar dolarlık tekstil ihracatıyla dünyanın en büyük ikinci tekstil ihracatçı ülkesi olan Hindistan, global tekstil ihracatının yüzde 5,4’ünü gerçekleştiriyor. Aynı zamanda AB’nin dördüncü büyük tekstil tedarikçisi konumunda olan ülke, Ocak–Ağustos döneminde 1,5 milyar euroluk ihracatla AB’nin tekstil ithalatından yüzde 7,3 pay aldı.
——————–
Anlaşmanın dolaylı etkilerine de değinen Öksüz, Hindistan menşeli ürünlerin menşe sapması yoluyla AB üzerinden Türkiye’ye giriş riskine dikkat çekerek, Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne üye olmasına rağmen AB üyesi olmadığı için AB’nin STA müzakerelerinde yer almadığını ancak buna rağmen imzalanan anlaşmalardan doğrudan etkilendiğini ifade etti.
“ABD ile Tercihli Ticaret Anlaşması derhal devreye alınmalı”
Türkiye’nin AB pazarındaki olası kayıplara karşı alternatif stratejiler geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Öksüz, ABD ile Tercihli Ticaret Anlaşması’nın hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Hindistan’ın AB pazarında sıfır gümrük avantajı elde etmesi ile hızlı bir büyüme yakalayabileceğini belirten Öksüz, Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için Gümrük Birliği’nin de ivedilikle güncellenmesi gerektiğini savundu.
Hedef pazarlarda satın almalar yeni fırsatlar yaratabilir
Türk tekstil sektörünün “üretici ülke” konumunu korurken “organizatör ülke” modeline evrilmesi gerektiğini belirten Öksüz, finansal zorluk yaşayan hedef pazar şirketlerinin satın alınmasının stratejik bir fırsat yaratabileceğini ifade etti.
“Devletimizin öncülüğünde, birkaç firmanın bir araya gelerek bu şirketlerin satın alımlarını gerçekleştirmesi mümkün olabilir. Burada en temel konu, kolektif hareket etmekten geçiyor. Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığımızın oluşturacağı bir teşvik mekanizmasına ve yol göstericiliğine ihtiyaç duyuyoruz. Bunu başarabilirsek hedef pazarlarımıza girişte avantaj elde edebileceğimiz gibi, hedef pazarlardaki dağıtım kanallarında aktif şekilde var olma fırsatı bulacağız. Böylece sürdürülebilir ihracat artışımıza katkı sağlayarak Türk tekstil sektörünün algısını çok daha yukarılara çıkarmış olacağız” diyen Öksüz ABD, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya gibi pazarlarda bu tür fırsatların mümkün olduğunu sözlerine ekledi.
Öksüz, küresel ölçekte birçok varlık fonunun marka satın alımları gerçekleştirdiğini hatırlatarak, Türkiye Varlık Fonu’nun da benzer stratejilerle hareket etmesinin Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün markalaşma sürecini farklı bir boyuta taşıyacağını ifade etti.
Teknik tekstillerde yükseliş sürüyor
Türk tekstil sektörünün özellikle teknik tekstillerde son on yılda önemli bir ilerleme kaydettiğini belirten Öksüz, 2025 yılında teknik tekstil ihracatının yüzde 3 artışla 2,3 milyar dolara ulaştığını söyledi. Teknik tekstiller alanında uluslararası ortaklıklar ve satın almaların yalnızca ihracat ve kapasite artışı değil aynı zamanda bilgi birikimi (know-how) transferi de sağlayacağını belirtti.
Bu haber de ilginizi çekebilir: EURATEX: “AB–Türkiye Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerekiyor”