20’den fazla İsviçreli tekstil makinesi üreticisi haziran ayında düzenlenecek ITM 2026’ya katılmaya hazırlanırken, İsviçre teknoloji endüstrisinde KOBİ’leri ve büyük şirketleri temsil eden önde gelen kuruluşlardan Swissmem‘in sektör birimi İsviçre Tekstil Makinecileri’nin (Swiss Textile Machinery) Genel Sekreteri Cornelia Buchwalder ile görüştük. Buchwalder, ITM 2026’ya ilişkin görüşlerini, İsviçre-Türkiye tekstil sanayi ilişkilerini, yapay zekânın Asya ve Avrupa pazarlarındaki giderek artan etkisini ve makine sektörünün sürdürülebilirlik odaklı endüstriyel dönüşüm doğrultusunda geçirdiği değişime ilişkin görüşlerini paylaştı.
Küresel enerji krizi neredeyse tüm sektörleri etkiledi. Bu durumun İsviçreli makine üreticilerine yansıması nasıl oldu?
Küresel enerji krizi, üretim maliyetlerini ve yatırım kararlarını etkileyerek tekstil makineleri sektörü üzerinde önemli bir etki yarattı. İsviçreli üreticiler yüksek enerji fiyatları, piyasa belirsizliği ve kur dalgalanmalarıyla karşı karşıya kalırken, müşteriler verimlilik, otomasyon ve kaynak tasarrufuna giderek daha fazla odaklanıyor.
Aynı zamanda bu ortam, yüksek performanslı ve enerji verimli çözümler için yeni fırsatlar yaratıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik ve enerji verimliliğinin tekstil üretiminde yatırım kararlarını yönlendiren temel unsurlar olmaya devam edeceğini öngörüyoruz.
“Mühim olan yapay zekâyı daha hızlı benimsemek değil, onu yüksek kaliteli mühendislikle birleştirebilmek”
Yapay zekâ teknolojilerindeki ilerlemeyle birlikte Avrupa-Asya dengesinin nasıl şekilleneceğini öngörüyorsunuz?
Asya pazarları, özellikle de Çin; otomasyon, akıllı fabrikalar, veri analizi ve dijital platformlar gibi alanlarda çok hızlı ilerliyor. Bu hız ve büyük iç pazar, yeni teknolojilerin ölçeklendirilmesinde önemli avantajlar sağlıyor.
Buna karşın Avrupalı üreticiler, onlarca yıl boyunca geliştirdikleri mühendislik uzmanlığı, hassasiyet, güvenilirlik ve proses bilgi birikimiyle öne çıkmaya devam ediyor. Gelecekteki denge, yalnızca yapay zekâyı kimin daha hızlı benimsediğine değil; yapay zekâyı yüksek kaliteli mühendislik, uzun vadeli performans ve güvenilir müşteri desteğiyle kimin daha başarılı şekilde birleştirebildiğine bağlı olacak.
İsviçreli tekstil makinesi üreticileri, yapay zekâyı giderek daha fazla kestirimci bakım, otomatik kalite kontrol, proses optimizasyonu ve enerji yönetimi alanlarına entegre ediyor. Buradaki amaç; daha yüksek verimlilik, daha düşük duruş süresi ve daha istikrarlı kalite gibi operasyonel faydalar sağlamak.

İsviçre teknolojisinin özü: Uzun vadeli güvenilirlik, istikrarlı kalite ve uzmanlaşmış bilgi birikimi
Günümüzde İsviçre teknolojisinin küresel pazardaki temel güçlü yönleri nelerdir?
İsviçre teknolojisinin başlıca güçlü yönlerinden biri, ileri mühendisliği uzun vadeli güvenilirlik ve istikrarlı kaliteyle birleştirebilmesidir. İsviçre tekstil makineleri, müşterilerin hassasiyet, dayanıklılık, enerji verimliliği ve güçlü satış sonrası destek beklediği premium segmentte konumlanmaktadır.
Bir diğer önemli güç ise uzmanlaşmış bilgi birikimidir. Birçok İsviçreli üretici, proses uzmanlığının makinenin kendisi kadar önemli olduğu yüksek teknik uzmanlık gerektiren niş uygulamalarda dünya lideri konumundadır. Günümüzde bu uzmanlık, otomasyon, dijital çözümler ve akıllı veri kullanımıyla giderek daha fazla birleştirilmektedir.
“Sürdürülebilirlik üretim aşamasında başlar”
Üretim teknolojileri, tekstil sektörünün çevresel etkisini azaltmada nasıl bir rol oynuyor?
Üretim teknolojileri bu konuda merkezi bir rol oynuyor çünkü sürdürülebilirlik üretim aşamasında başlıyor. Modern tekstil makineleri enerji tüketimini, su kullanımını, kimyasal girdileri ve malzeme israfını önemli ölçüde azaltabiliyor.
Aynı zamanda tekstil endüstrisi yapısal bir dönüşümden geçiyor. Yeni düzenlemeler, sürdürülebilirlik hedefleri ve değişen tüketici beklentileri; üreticileri kalite, şeffaflık, dayanıklılık ve sorumlu üretime dayalı bir modele yönlendiriyor.
Bunun sonucunda rekabet gücü giderek yalnızca üretim kapasitesine değil, aynı zamanda esnekliğe, izlenebilirliğe ve değişen pazar gereksinimlerine hızla uyum sağlayabilme yeteneğine de bağlı olacak.
“Rekabet gücü yalnızca verimlilik ve kaliteye değil, süreçleri belgelendirebilme yeteneğine de bağlı olacak”
Uçtan uca izlenebilirlik sektör için ne kadar önemli?
Uçtan uca izlenebilirlik giderek vazgeçilmez hale geliyor çünkü üreticiler artık güvenilir ve doğrulanabilir üretim verilerine daha fazla ihtiyaç duyuyor. Rekabet gücü yalnızca verimlilik ve kaliteye değil, aynı zamanda süreçleri, kaynak tüketimini ve ürünlerin kökenini şeffaf şekilde belgeleyebilme yeteneğine de bağlı olacak.
Dijital çözümler; ESG raporlaması, üretim izleme ve enerji, su ile karbon ayak izi verilerinin ölçülmesi gibi alanlarda destek sağlayabilir. Entegre üretim veri sistemleri, QR tabanlı tanımlama ve güvenli dijital dokümantasyon gibi teknolojiler giderek daha önemli hale geliyor.
Ayrıca üreticilerin mevcut makinelerini adım adım modernize etmelerine ve yeni dijital yetkinlikleri entegre etmelerine olanak tanıyan yazılım güncellemeleri, retrofit çözümleri ve ek modüllere yönelik ilgi de artıyor.
İsviçre ITM 2026’ya güçlü bir katılım sağlayacak
ITM 2026’da Swissmem kaç şirketi temsil edecek? Ulusal bir pavilyonla mı katılacaksınız?
Swiss Textile Machinery’nin şu anda 42 üye şirketi bulunuyor ve bunların yarısından fazlası İstanbul’daki ITM’de katılımcı olarak yer alacak. İsviçre’ye ait ulusal bir pavilyon bulunmayacak; şirketler bağımsız olarak ya da yerel iş ortakları ve temsilcileriyle birlikte katılım sağlayacak.
İsviçreli üreticiler fuarda hangi temel temaları öne çıkaracak?
ITM’de öne çıkacak başlıca temalar; verimlilik, akıllı üretim çözümleri, esneklik ve üreticilerin zorlu küresel pazarda rekabet gücünü artırmasına yardımcı olan teknolojiler olacak.
Ziyaretçiler; daha yüksek üretkenlik, istikrarlı kalite, daha düşük kaynak tüketimi ve güvenilir uzun vadeli performansa odaklanan pratik çözümlerle karşılaşacak.
Türkiye pazarının önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, ihracat odaklı yapısı ve Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu nedeniyle İsviçreli tekstil makinesi üreticileri için önemini koruyan bir pazar olmaya devam ediyor.
Türk tekstil endüstrisi son yıllarda artan maliyetler, enflasyon ve Avrupa’daki talep daralması gibi ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmış olsa da Türkiye, güçlü bilgi birikimi ve modern üretim kabiliyetleriyle dünyanın önde gelen tekstil üretim ülkelerinden biri olmayı sürdürüyor.
“İnovasyon ancak ölçülebilir iyileşmeler sağladığında anlam kazanır”
Günümüzde inovasyon bazen hızlı trendler nedeniyle bir baskı unsuru olarak algılanabiliyor. Siz inovasyonu nasıl tanımlıyorsunuz, bu Swissmem için ne ifade ediyor?
Bizim için inovasyon, gerçek endüstriyel sorunları çözmek ve müşteriler için uzun vadeli değer yaratmak anlamına geliyor. Sürdürülebilirlik ve yapay zekâ önemli gelişmeler olsa da inovasyon ancak verimlilik, kalite, kaynak kullanımı ve rekabet gücünde ölçülebilir iyileşmeler sağladığında anlam kazanır.
İsviçre’nin güçlü yönlerinden biri, sanayi, araştırma enstitüleri ve üniversiteler arasındaki yakın iş birliğidir. Bu yapı, şirketlerin yüksek düzeyde uzmanlaşmış, araştırma odaklı ve uluslararası ölçekte rekabetçi kalmasına yardımcı olmaktadır.
Önümüzdeki yıllarda Türk tekstil sektörüyle ilişkinizin nasıl gelişeceğini öngörüyorsunuz?
İsviçreli tekstil makinesi üreticileri ile Türk tekstil endüstrisi arasındaki ilişkinin yakın ve stratejik önemini koruyacağını düşünüyorum. Türk üreticiler, uluslararası pazarlarda rekabetçi kalabilmek için modernizasyon ve verimlilik artırıcı yatırımlar yapmaya devam ediyor.
İsviçre teknolojisini cazip kılmaya devam eden unsur, yalnızca makinelerin menşei değil; onların arkasındaki mühendislik uzmanlığı, proses bilgi birikimi, inovasyon yeteneği ve uzun vadeli iş ortaklığı yaklaşımıdır.

