Baas rejiminin sona ermesi ve ardından bölgedeki siyasi mimarinin yeniden şekillenmesi, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü için sınırın hemen ötesinde yeni bir dönemi başlattı.
Türkiye’deki yüksek üretim ve iş gücü maliyetleri karşısında küresel rekabet gücünü korumak isteyen üreticiler için Suriye, bir “pazar” olmanın ötesinde stratejik bir “üretim üssü” olarak öne çıkıyor.
Peki sahadaki gerçekler ne anlatıyor? İşte verilerle Suriye’deki Türk tekstil varlığının anatomisi:
Sahadaki ilk somut adım: LC Waikiki Halep’te üretime başladı
Sürecin “bekle-gör” aşamasından fiili yatırıma geçişinin ilk büyük örneği LC Waikiki oldu.
Ünlü Türk hazır giyim markası, Halep kırsalındaki El-Rai (Çobanbey) Sanayi Kenti’nde 150 kişilik istihdamla üretime resmen başladı.
3 yıl içinde istihdamın 1.000 kişiye çıkarılması ve üretimin hem Suriye iç pazarına hem de bölge ülkelere ihraç edilmesi hedefleniyor.
234 yatırım başvurusu yapıldı; Sıfır fabrika mı, fason mu?
Ekonomim’den Yener Karadeniz’in haberine göre bu yılın ilk yarısında Suriye makamlarına yapılan 234 yatırım başvurusu bulunuyor. Ancak bu başvuruların tamamı sıfırdan inşa edilecek tesisleri kapsamıyor.
Başvurular ağırlıklı olarak; atıl/hasarlı tesislerin kiralanması, modernizasyon projeleri, fason üretim anlaşmaları ve İsparko gibi firmaların değerlendirdiği “ortak girişim” (joint venture) modellerinden oluşuyor.
Mersan ve Tümkalıp gibi Türk makine üreticilerinin ise bölgede iş birliği için görüşmeler yaptığı belirtiliyor.
Neden şimdi? Jeopolitik ve ekonomik zemin
Aralık 2024’te Beşar Esad’ın Rusya’ya kaçmasıyla birlikte Baas rejiminin yıkılmasının ardından, sektör yetkilileri Türk firmalarının üretiminin Mısır yerine Suriye’de olmasının büyük bir avantaj olacağına dikkat çekerken bir kısım da temkinli olunmasını salık vererek Suriye’de taşların yerine oturmasını beklemek gerektiğini belirtmişti.
Bugün gelinen noktada ise yatırımların hız kazanmasının arkasında birkaç ana kilit değişim bulunuyor.
Bunlardan biri maliyet baskısı ve alternatif üretim üssü arayışı.
Türkiye’de artan enerji ve iş gücü maliyetlerine karşı Suriye, lojistik açıdan Türkiye’ye sıfır noktasında olan düşük maliyetli bir “nearshoring” (yakın bölgede üretim) havzası sunuyor.
Ayrıca Mısır’daki kapasitelerin dolması ve nitelikli işçi bulma konusunda yaşanan sıkıntılar da bu kararda etkili rol oynuyor.
Diğer bir etken de Suriye’deki jeopolitik ve siyasi netleşme oldu.
SDG’nin askeri kanadının Suriye Devlet Ordusu’na entegre olması ve idari belirsizliklerin kalkması ticaret koridorlarındaki çatışma riskini azalttığı belirtiliyor.
Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye Geçiş Hükümeti’nin, AB ülkeleri ve ABD dahil uluslararası toplumun ve bölgesel güçlerin çoğunluğu tarafından meşru otorite olarak tanınması ve ABD’nin Suriye’yi terör listesinden çıkarması da yatırımlar için güven ortamını pekiştirdi.
Ayrıca Ziraat Bankası’nın yıl sonuna kadar Suriye’de şube açacak olmasının da Türk ihracatçısı ve yatırımcısının işini önemli ölçüde kolaylaştırması bekleniyor.
Türk yatırımcıların karşılaştığı zorluklar
Baas rejiminin devrilmesinin ardından yeniden yapılanan Suriye, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü için büyük fırsatlar barındırsa da geçiş döneminden kaynaklı sorunları da beraberinde getiriyor.
Para transfer işlemlerinin tek bir banka üzerinden yürütülmesi nedeniyle finansal süreçlerde aksamalar yaşanabildiği belirtilirken, gümrüklerde karşılaşılan sıkıntılar ve mevzuatlarla ilgili sorunların da iki ülkenin ticari ilişkilerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Yeni dönemde Suriye’nin tekrar küresel banka ve kredi sistemlerine entegre olması ise olası yatırım ve ticaret hacmini olumlu etkiliyor.
Mevzuat kaynaklı sorunlar da bazı konularda dezavantaj yaratıyor. Bölgede uygun arazi tahsisi ve Suriye’de işlenen bir tekstil ürününün tekrar Türkiye’ye getirilip dış pazara satılması konusunda sıkıntılar bulunuyor.
Suriye iç savaşı öncesinde Halep’te yoğun olarak bulanan Türk tekstil yatırımlarının yeni dönemde daha geniş bir boyut ve alanda hayata geçebilmesi hem üretim avantajları hem de küresel pazara erişim noktasında Türk tekstil endüstrisinin elini güçlendireceği yorumları yapılıyor.
Suriye’nin “Yeşil Geçişi” için harekete geçildi
Üretim maliyetlerini düşürme odaklı bu hamle, beraberinde sürdürülebilirlik ve işçi hakları konularını da gündeme getiriyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO); Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı ortaklığında 5 Ağustos 2026 tarihinde Şam’da başlattığı girişimle, ülkenin daha yeşil, kapsayıcı ve adil bir ekonomiye geçişini hedefleyen resmi bir politika diyaloğu başlattı.
ILO’nun yeşil geçiş hamlesi umut vaat etse de Batılı markalara ihracat yapan Türk üreticiler için bölgedeki tesislerin AB Yeşil Mutabakatı’na uyumluluğunun bir an önce netleşmesi önem taşıyor.

